Fethi ERDOĞAN
fethierdogan15@hotmail.com
Mehmet Akif ERSOY YILI
25/02/2011

Mehmet Akif ERSOY YILI

         Mehmet Akif iman şairi, Milli şairimiz, Izdırap Çile adamı, Milli Mücadele’nin abide şahsiyeti… 27 Aralık 1936  tarihinde vefat eden  Mehmet Akif için; 2011 Yılının Mehmet Akif ERSOY yılı olarak ilan edilmesi çok güzel sevindirici bir olay.
Mehmet Akif,  Milli Mücadele'ye büyük emek vermekle kalmamış; Burdur Milletvekili olarak  Birinci Meclis'e  girmişti.  İstiklal Marşımızı yazarı Mehmet Akif, Bu marşa ödül olarak verilen 500 lirayı almamıştı.
Mehmet Akif  yüzyıllardır haçlı saldırılarıyla milletimizi  yok edemeyen Avrupanın üzerimize çullandığı, memleketin ufuklarının karardığı istiklal  savaşı  yıllarında,   Milleti Yüreklendirmiş  O’nun “KORKMA” haykırışı bütün bir milletin kalbinde ve gönlünde karşılığını bulmuş ve bu iman ve cesaretle kurtuluş savaşı  kazanılmıştır.
Akif çalışmayı, gayreti şöyle şiirleştirir: “Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası /  Dostunun yüz karası düşmanının maskarası.”  Akif hitap ettiği millete müthiş bir moral ve cesaret yüklemektedir: “Alemde ziya kalmadıysa, halk etmelisin, halk / Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam kalk.” ...
4 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükun Kanunu  çıkarılmıştı. Hükümete olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükun Kanunu ile Kasım 1924 ortalarında "dinsel gericilik" tehlikesine karşı Başbakan  İsmet İnönü sıkıyönetim ilan edilmesini istedi. Ancak Meclis'te bu isteğini kabul ettiremeyince istifa etti ve yerine yumuşak kişiliğiyle tanınan Fethi OKYAR  başbakanlığa getirildi.1925 Şubat ortalarında Şeyh Sait Ayaklanması patlak verince, Doğu Anadolu'da hemen sıkıyönetim ilan edildi. Fethi Bey düşürüldü ve yeni hükümeti 3 Mart'ta İsmet Paşa kurdu. Yeni hükümet ilk iş olarak Takrir-i Sükun Kanunu'nu Meclis'ten geçirdi ve biri isyan bölgesinde, öteki "Ankara" adını taşımakla birlikte yurdun geri kalan bölgelerinde çalışmak üzere iki de İstiklal Mahkemesi kurulmasını kararlaştırdı.
  Üç maddelik Takrir-i Sükun Kanunu'nun 1. maddesi şöyleydi:
“İrtica ve isyana ve memleketin nizam-ı içtimaisi (toplumsal düzen) ve huzur ve sükunu ve emniyet ve asayişini ihlale bais (bozmaya yönelik) bilumum teşkilat ve tahrikat ve teşvikat ve neşriyatı ( örgütlenmeleri, kışkırtmaları, yüreklendirmeleri ve yayınları), hükümet reisi cumhurun tasdikiyle ve re'sen ve idareten men’e mezundur (kendi başına yasaklamaya yetkilidir). İş bu ef'al erbabını (bu eylemleri işleyenleri) hükümet İstiklal Mahkemesi'ne tevdi edebilir.” Cumhuriyet tarihinde bir dönüm noktası olan Takrir-i Sükun Kanunu, uzun bir döneme damgasını vurdu. Bütün muhalif odaklar bu kanuna dayanılarak büyük ölçüde susturuldu. Bu dönemde hükümet veya mahkeme kararıyla pek çok yayın kapatıldı.
Âkif'in Mısır'a gidişi Takrir-i Sükun dönemindedir. Dostu Abbas Hilmi Paşa'nın davetiyle gitti. İsmet İnönü  başbakanlıktan uzaklaştırıldıktan sonraki kısa dönemi anlatırken İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'nın çalışmaları konusunda şunları yazmıştı:  “Şükrü Kaya son zamanlarda herkesi takip ettiriyor. Tabii bu eski muhalifleri çok ayıp ve şiddetli bir surette tazip ediyor (azap veriyor). Herkesi hayat endişesi ile muhafızlara, hususi muhafızlara gark etmek istiyor...” (İnönü Defterler, cilt:I, sf.258) 
O dönem için İnönü bile bunu derse gerisini siz düşünün artık…Tabi Âkif’in peşine de takmışlardı azap veren polisleri,  takipçileri.  Maaşsız, işsiz ve takip altında kalan Akif  Mısır'a gitmek zorunda kalmıştı. Bunlar çok acı  gerçekler. Mısırdan döndükten sonra çok geçmedi vefat etti. Allah rahmet eylesin. Sanki Mısırdan İstanbul’a ölmeye gelmişti…
İstiklal Marşımızın yazarı,  Burdur’umuzun  milletvekili,  İstiklal Savaşının Abide şahsiyeti, Milli Şairimiz,  iman şairimiz Mehmet Akif’in  cenazesine devlet ilgisiz kalmıştı. Ama ona millet ve üniversite gençliği sahip çıkmıştı.  
Burdur’umuzun milletvekili olması ve adına Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi kurulması hassaten bizim gururumuz, övüncümüz olmakla birlikte ;  Mehmet Âkif tüm milletimizin gönlünde taht kurmuş  bir büyük şahsiyettir. Sayın  Başbakanımızın, 2011 yılının “Mehmet Âkif Yılı”  ilan edildiğini açıklaması, ayrıca şükran ve sevinç kaynağımız olmuştur.
Sözümü bitirmeden Mehmet Âkif’ten iki küçük hatıra nakletmeden  geçemeyeceğim: Mehmet Akif Ankara’nın soğuk bir kış gününde  üstünde doğru dürüst elbisesi olmayan üşümüş birisini görür ve  sırtındaki tek paltoyu ona verir. Ömrü boyunca da bir daha palto alamaz. 
Seyfi Baba şiirinde dile getirdiği hasta ihtiyara yardım etmek ister ama cebinde mühründen başka bir şey bulamaz ve son mısraında şöyle der:…./Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!
Onu anlatmak değil, çünkü Akif’i şuracıkta anlatmak mümkün değil, bir nebzecik anmak, minnetimizi sunmak istedik. Mehmet Akif’i rahmetle ve  şükranla anarken,  Mehmet Akif’in Safahat’ını ve hayatını okumak ve  anlamak,  O’nu tanımak ve tanıtmak; -özellikle gençlerimizin anlamasını sağlamak- boynumuzun borcu, hepimizin görevi olması gerekmez mi ?
Öyleyse; iman şairimiz, milli şairimiz, iştiklal marşımızın yazarı, Burdur’umuzun  Milletvekili olması nedeniyle iftihar kaynağımız Mehmet Akif ERSOY’u tanımak, anlamak ve anlatmak için, Burdurlular olarak; yıl boyunca  etkinlikler yapmak üzere haydin yarışa!

Fethi ERDOĞAN
Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi
fethierdogan15@hotmail.com



Paylaş | | Yorum Yaz
3053 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Kaht-'ı Rical - 24/01/2011

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat

BU BÖLÜME REKLAM VEREBİLİRSİNİZ

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.16192.1658
Euro2.85282.8580
Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 35° 21°
Alpin Hobi Evleri